mesaj yaz
Eylül Yıldız, İzmir
29.07.2009
Sizi çok seviyorum.Otelinize mutlaka gelicem. Annemler bensiz gelmiş çünkü daha doğmamışım o  zaman.7 yaşındayım.
Utku Görkem Kırdemir, İstanbul
30.07.2009
"Planlamadan da tatil yapılır" diye bişey  uydurup, Bozburun Selimiye`de tatil yapmaya  çıkmıştık 4 kişi. Uzun ve virajlı yollardan  sonra Selimiye`ye ulaştığımızda, Selimiye`nin  "İMİYE" kısmının gidip, geriye "SEL" kısmının  kaldığını, bir inşaat ve moloz cennetine  döndüğünü, tekneniz yoksa, orada tatilin  gereksiz olduğunu anlayınca, amaçsız ve  hedefsiz, ve otelsiz kaldık. Yol ayrımına geri  döndüğümüzde, "Maceracı" ruhumuz çıkıverdi  içimizden, ve çocuklara sorduk.  -Sağa mı sola mı ?  -Sola ! dediler. Çubucak`ı geçtikten sonra  (Tabii geçeceğiz çünkü karavan-çadır taşımıyoruz yanımızda) bu sefer de, eşim  dedi ki,  -Aaaa, Bördübet, Amazon !!!  -Eeee, yani ? -Yanisi gir işte burdan! 20 Metre geri viteste gelip, girdik yol  ayrımndan. İyi de, burası da pek virajlı.  Git git bitmiyor o "9" kilometre. Bitmeyecek  mi bu 9 kilometre derkeeen, bitiyor. Hem de hiç  beklenmedik ve çarpıcı bir şekilde.  Birden "THE END" yazısıyla karşılaşıyorsunuz.  Ehh, bu kadar da değil. Böyle mi biter yahu!? Neyse, girdik büyük kapıdan içeri. Sağdaki  odanın kapısında bir yazı.  "İNFAZ ODASI" Bu yazının hemen altında  odanın sahibinin ismi (Ya da titri ) de yazıyor.  "CELLAT" Bu ne ya? Nereye geldik derken, cellat isimli,  kanatsız bir erkek melek çıktı içeriden.  -Buraya çıkışta uğrayacaksınız abi, düşünmeyin  şimdilik dedi. Asmaların altındaki Amazon`a yürürken dedim ki  eşime, Evet, cennetten bir köşeye geldik, bu  kadar şanslı olabiliriz yahu. Aferin.  İyi ki, gir burdan dedin. O kanatsız erkek melek, bir iyi davranıyor  bize, bir güzel konuşuyoruz sormayın. Buz gibi  iki bira istedik. Yudumlamaya başladık bile...  Para pul sormadan odamıza gitmek istiyorum.  O kadar yani! Ama birden!!!, rüya bitiyor. Meğer o kanatsız  erkek melek, gerçekten Cellatmış. Bizi,  rezervasyonu 2 ay önceden (Hem de kopora  ,da vererek ) yapılmış misafirlerden biri sanmış.  -Nasıl yaa??? -Yer yok mu şimdi ? -Yok! -Ciddi mi ? Cevap bile vermedi, hafifçe gülümsedi. Büyük bir hayal kırıklığı ile yüzüne bakarken,  son bir umutla sordum. Ya beklediğiniz  misafirleriniz bugün giriş yapmazsa. Hiç değilse  bir gün (Gece) kalalım. -Tamam, dedi ve gitti.  Geldi. Tefon etmiş. Misafir Amazon`a yaklaşmış , bile.  Biraların parasını bile almadı Cellat.  Gezdirdi Cenneti.  İçimize attı kor ateşini. Hayran bıraktı. Ve yolcu etti. Neredeyse ağlamaklı bir halde, dönüş yolunda  giderken, karşıdan gelen arabanın, "O misafirler" olduğunu düşündüm. Hiç tanımadığım  o aileyi çok kıskandım ve ağzımdan  -Eşşolueşekler, bir gün geç girseydiniz ya!!! lafı çıkıverdi.  (Kendilerinden özür dilerim.) Sanırım Eylül`de ya da Ekim`de de olsa,  bu yıl bitmeden geri gideceğim o Cennet köşeye. Düşünün artık, 20 dakikalık "Üstünkörü" bir  ziyaretten sonra bu kadar yazıyorsam, kim bilir,  kaldığımda ne kadar yazarım. Orada tatil yapanlar çok şanslı insanlar. Bu mesaj yazılarını okuyup,  "Gitsek mi acaba yahu" filan diye düşünenler  varsa, son sözüm onlara. "Düşünülecek bir şey yok. Düşünmekle  geçireceğiniz vakti, orada değerlendirin." Sevgilerimle... Utku Görkem KIRDEMİR